Web-Mail Diyanet-Mail Diyanet İşleri Başkanlığı
Anasayfa İletişim Bilgi Edinme Münhal Kadrolar Ziyaretçi Defteri Fotoğraflar Videolar Namaz Vakitleri
Misyonumuz; Toplumun dinî ihtiyaç ve beklentilerine cevap vermek amacıyla İslam Dini'nin temel kaynaklarına dayalı doğru ve güncel bilgi ile toplumu din konusunda aydınlatmak, inanç, ibadet ve ahlak esasları ile ilgili işleri yürütmek ve ibadet yerlerini yönetmektir. Vizyonumuz; Türkiye ve dünyada İslam Dini'ne ilişkin her hususta referans alınan, en etkin ve saygın kurum olmaktır.
Yeni Sayfa 1

ISAM

SİTE İSTATİSTİKLERİ

Kategori Sayısı 58
Sayfa Sayısı 21
Haber Sayısı 606
Yorum Sayısı 21
Haber Okuma 20749
Video Sayısı 2
Fotoğraf Sayısı 385
Editör Sayısı 6

İç Huzur Arayışı

Diyanet Dergisi

yazarDiyanet Dergisi » 09 Haziran 2009 Tarihinde Yazmış,  Bu Yazı 9 defa okunmuştur.

   İç Huzur Arayışı

Bireysel hayatın ve bencilliğin, ekonomik yararın ve görünür maddi ölçütlerin öne çıktığı, hızla gelişen teknolojinin de desteğiyle daha mekanik bir toplum yapısının oluştuğu modern toplumlarda, giderek çevresine ve hatta kendi öz benliğine yabancılaşmış insan tipinin de hızla arttığını görmekteyiz. Sürekli şekilde metaı, düşünceyi ve duyguları tüketmeye yönelik bir hayat döngüsünün ablukası altındaki insan, gelişen iletişim teknolojilerine rağmen daha çok kabuğuna çekilmekte, yalnızlaşan dünyasında kendisini ruhen hırpalanmış ve bedenen yorgun hissetmektedir.

Hayatın baş döndürücü akışı içinde tutunmaya ve yer edinmeye çalışırken çoğu zaman karar verici ve belirleyici değil de belirlenen model rollerden birinin aktörü olduğunu pek fark edemeyen, gecikmeli olarak fark ettiğinde ise hayatını anlamlı kılma ve içe dönüş yolları aramaya başlayan insan, yalnızlığını gidermek ve ruhen doyuma ulaşmak gibi düşüncelerle çeşitli bireysel kurtuluş yollarına yönelmektedir. Bu yönelişin sağlıklı bilgi ve kalıcı değer ekseninde yürümediğinde bireyi hangi uç ya da çıkmaz noktalara götürebileceğinin çok çeşitli örneklerini her toplumda sıkça görmekteyiz.

Günümüzde kitle iletişim araçları tarafından çoğunlukla “kişisel gelişim yolları”, “stres, depresyon, zihinsel sorunlar ve yorgunluktan kurtulma çareleri” olarak cazip şekillerde sunulan transandantal meditasyon, reiki, yoga gibi adlarla anılan bazı yöntemlerin, astrolojik bazı akımların, çeşitli şifa teknikleri ile “şifrecilik”, “ruhçuluk” ve “okültizm/gizlicilik” üçgeninde harmanlanmış diğer gizemli oluşumların revaç bulmasını sadece bu konuda oluşan sektörün çabalarıyla izah etmek yerine, modern insanın yalnızlığıyla ve çaresizliğiyle de ilişkilendirmek gerekir.

Bu akım ve çağrılar her ne kadar genelde dinî bir söylem ile sunulmayıp daha çok “sağlıklı yaşam”, “başarı” ve “mutluluk” vaadiyle veya “çevrecilik”, “alkol bağımlılığıyla mücadele” gibi kamu yararına yönelik çeşitli söylemlerle desteklense de, esasen Hint ağırlıklı Uzak Doğu felsefesinden ve dinsel öğretiden beslenmekte, Batı kültürünün hümanistik ve dinî söylemiyle de çok kolay ortak alanlar oluşturabilmektedir.

Öte yandan, kusurun kimde olduğunu tespit gibi gerilimi tırmandıran bir noktaya saplanmaksızın sadece vakıayı görmek ve ifade etmek gerekirse, bu hâl içindeki modern insanımıza bu topraklarda derin ve mistik bir geçmişi bulunan dinî ve kültürel mirasımızın o müjdeleyen, sevgi ile kucaklayan, güven ve umut veren mesajının ulaştığını, ulaşım kanallarının yeterince açık olduğunu da söyleyemiyoruz. Vahyin aydınlığında insanı kalp, ruh, akıl, nefis ve beden bütünlüğü içinde ele alan derin İslam düşüncesini temsilde ve tanıtmada, çağın tereddütleriyle viran kıldığımız gönül dünyalarımızı sevgi, estetik ve aşk ile yeniden mamur etmede ciddi ihmallerin olduğu saklanamaz bir gerçek. Henüz dua, tevbe, niyaz, tefekkür ve ibadetin bireyi ne denli güçlü kıldığını ve onu Yüce Yaratana bağlayarak yalnızlıktan, karamsarlık ve umutsuzluktan kurtardığını yeterince fark etmiş veya ettirmiş de değiliz. Kur’an’da “Dikkat ediniz! Kalpler ancak Allah’ı sürekli hatırda tutmak ve anmakla huzur bulur.” (Ra’d, 28) buyurulması da bu fark edişi sağlamak içindir.

Değerlendirmelerimiz ve özeleştirilerimiz, dikkatimizi ve sorumluluk bilincimizi diri tutmak için olmalıdır.

Not: Bu yazı, Diyanet Aylık Dergi Mayıs 2009 sayısında yayınlanmıştır. 

    Facebook Google Twitter Delicious StubmleUpon Digg Reddit

İL MÜFTÜMÜZ

PERSONELİMİZ

KutluDogum

Yeni Sayfa 1

DİNİ BİLGİLER

YAZARLAR

Kardeşlik ve kardeşlik Hukuku25 Nisan 2012
Aktif Ziyaretçi :  5 Bugün :  60 Toplam :  254642

Telif hakkı © 2004-2011 Kütahya Müftülüğü.Alipaşa Mahallesi Atatürk Bulvarı Müftülük Sitesi No:8 Kat:1,2,3,4 / 43030 KÜTAHYA Tel : (0 274) 223 63 12 -223 63 15 Fax : (0 274) 223 63 13
Altyapı : MyDesign


Sitemizin Sunucu Kiralama hizmeti Sunucuturkiye Dedicated Server, Sunucukiralama Kiralık Sunucu, Datatelekom Datacenter ve Colocation,
Kaliteweb web hosting tarafından sağlanmaktadır.