Web-Mail Diyanet-Mail Diyanet İşleri Başkanlığı
Anasayfa İletişim Bilgi Edinme Münhal Kadrolar Ziyaretçi Defteri Fotoğraflar Videolar Namaz Vakitleri
Misyonumuz; Toplumun dinî ihtiyaç ve beklentilerine cevap vermek amacıyla İslam Dini'nin temel kaynaklarına dayalı doğru ve güncel bilgi ile toplumu din konusunda aydınlatmak, inanç, ibadet ve ahlak esasları ile ilgili işleri yürütmek ve ibadet yerlerini yönetmektir. Vizyonumuz; Türkiye ve dünyada İslam Dini'ne ilişkin her hususta referans alınan, en etkin ve saygın kurum olmaktır.
Yeni Sayfa 1

ISAM

SİTE İSTATİSTİKLERİ

Kategori Sayısı 58
Sayfa Sayısı 21
Haber Sayısı 606
Yorum Sayısı 21
Haber Okuma 20748
Video Sayısı 2
Fotoğraf Sayısı 385
Editör Sayısı 6

İnsan İradesine Saygı

Diyanet Dergisi

yazarDiyanet Dergisi » 09 Haziran 2009 Tarihinde Yazmış,  Bu Yazı 5 defa okunmuştur.

İnsan İradesine Saygı

 
Ergenlik çağına gelmiş akıllı insanları mükellef (sorumlu) sayan, tercih ve tasarruflarında özgür bırakan İslam Din'i, evlilik gibi çok önemli bir karar arefesinde de son sözü kişinin kendisine bırakmıştır. Cenab-ı Hak, sorumluluğun şahsî olduğunu (Necm, 38-39) ve herkesin ancak kendi yaptığının karşılığını göreceğini (Câsiye, 22) bildirmiş, elçisi de, yukarıdaki hadiste olduğu gibi, erkek olsun, kadın olsun kişilerin kendi tasarruflarında söz sahibi olduklarını ifade etmiştir. Bu konuyla ilgili Hz. Peygamber'in sünnetinde pek çok örnek bulunmakla beraber, sırf evlilik konusundaki tavsiye ve uyarıları bile onun, insan iradesine ne denli saygı gösterdiğini anlamak için yeterlidir. Örneğin bir defasında Hz. Aişe, "Ey Allah'ın Rasûlü! Evlilikleri konusunda kadınlara danışılır mı?" diye sormuş, "evet" cevabı alınca, "Peki, bakire kız utanır söyleyemezse ne olacak?" sorusuna Allah Rasûlü, "Onun susması izni sayılır" buyurmuştur. (Buhârî, İkrah, 3) Başka bir hadiste, babasının kendisini zorla evlendirdiği şikayetiyle Hz.Peygamber'e başvuran bir kadını, Allah Rasûlü kocasından ayırmış ve "Kadınları zorlamayın" buyurmuştur. Bu kadın daha sonra Ebû Lübâbe el-Ensârî adında başka bir sahabî ile evlenmiştir. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, I, 364)

Sevgili Peygamberimiz kendi kızlarını evlendirirken de aynı tutumu sergilemiştir. Hz. Aişe’nin bildirdiğine göre, kızlarından birine talip olunduğunda Allah Rasûlü onun yanına gider, talip olanın adını söyler, o susarsa evlendiririr, şayet kızı, istemediğini örtüsüne dokunarak işaret ederse, Peygamberimiz de nikahlamaktan vazgeçerdi. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, VI, 78). O günkü toplumsal yapıda mevcut olan geleneklerin izleri de görülen bu uygulamada önemli olan, Hz. Peygamber’in, kızının tercihini öğrenerek o doğrultuda hareket etmesidir.

Bu konuda zikredilmesi gereken diğer bir örnek de Berîre rivayetidir. Hz. Aişe’nin azadlı cariyesi olan Berîre, Mugîs isminde bir köleyle evliydi. Berîre azad olunca kocasından ayrılmak istedi. Fakat Muğis ayrılmak istemiyordu. Bunun için Hz. Peygamber’in aracılık yapmasını istedi. Allah Rasûlü, “Ey Berîre! Allah’tan kork. O senin kocan ve çocuğunun babasıdır” buyurdu. Berîre, “Ey Allah’ın elçisi, bunu bana emrediyor musun?" deyince Hz. Peygamber, “Hayır ben sadece aracıyım” dedi. Bunun üzerine Berîre, “Benim ona ihtiyacım yok” karşılığını verdi. Hz. Peygamber, amcası Abbas’a, Berîre’ye olan sevgisinden dolayı göz yaşı döken Muğîs’i göstererek, “Mugîs’in Berîre’ye sevgisi, onun da Muğis’e nefreti şaşılacak şey doğrusu!” demişti. (Ebû Davud, Talak, 19; Nesâî, Âdâbu’l-Kudât, 28)

Görüldüğü gibi bu örneklerin hepsi, Câhiliye döneminde erkeklerin baskısı altında fazla söz hakları bulunmayan kadınların, Hz. Peygamber sayesinde nasıl bir özgüvene kavuştuklarını ve karşılaştıkları zorlukları bizzat ona anlatarak nasıl haklarını arama çabası içinde olduklarını göstermektedir.

Evlilik gibi insan hayatında çok önemli yeri olan bir olayın, kişinin anne-baba ve yakınlarıyla istişare ederek ve onların görüş, tavsiye ve onaylarını da alarak gerçekleştirilmesi şüphesiz çok yararlı ve önemlidir. Ancak bu ideal işbirliği her zaman mümkün olmayabilir. Bu takdirde son söz, yeni bir hayata adım atacak gençlere aittir. Seçimlerinde isabetli olup olmadıkları ve tercihlerinden dolayı karşılaşabilecekleri olumlu/olumsuz gelişmeler tamamen kendi sorumlulukları dahilindedir. Bu noktada ailelerin görevi, gençlerin tercihlerine müdahale etmek değil, onlara her konuda yardımcı olmaktır. Bilgi ve tecrübeleriyle onların seçimine katkıda bulunmaktır.

Bu konu, ülkemiz açısından da belli ölçüde önemini ve güncelliğini korumaktadır. Hâlâ bazı yörelerimizde küçük yaşta olan hatta rüşt yaşını geçmiş bulunan kızlarımızın kendi görüş ve onayları alınmadan, istemedikleri kişilerle evlendirildikleri bilinmektedir. Bazen babası, hatta dedesi yaşındaki insanlara belli menfaatler karşılığında âdeta satılan bu kızlarımızın akıbeti ya ömür boyu mutsuzluk veya intihar olmaktadır. Çok eski dönemlerin toplumsal yapılarının ve aile ilişkilerinin doğurduğu otoriter işleyiş ve velînin izninin şart koşulması gibi uygulamalar dinî bir zorunluluk gibi görülmekte, Hz. Peygamberin yukarıda örneklerini verdiğimiz tatbikâtındaki espri göz ardı edilmektedir. Dolayısıyla, gelenek adı altında, “beşik kertmesi”, “berdel” gibi insan iradesini ve özgür tercihini dikkate almayan yollara başvurulmaktadır. Herkesin kolaylıkla fark edebileceği üzere, yeme-içme ve kıyafet seçimi gibi insanın gündelik hayatının sıradan işlerinde, anne-babasının, yakın çevresi ve arkadaşlarının telkin, tavsiye hatta zorlamaları önemsiz görülse de, evlilik gibi, kişinin kendisinin ve çocuklarının hayatını ömür boyu çok derinden etkileyecek hayâtî bir kararın tamamen başkalarına havale edilmesi mazur görülemez.

Kur’an-ı Kerim’in irade hürriyeti ve şahsî sorumluluğa yaptığı vurgu ve Hz. Peygamber’in kadın-erkek ayrımı yapmadan kişilerin irade ve tercihlerini önceleyen tutumu dikkate alınırsa, mezhebî kaygıların ötesinde ve üstünde İslâmî bir referans noktasından hareket etmemiz zorunlu hâle gelmektedir. Cenab-ı Hakk’ın mükerrem kıldığı ve imtihan dünyasındaki rotasını belirlemede serbest bıraktığı insanın, temel hak ve hürriyetlerini kullanırken, başkalarının izin ve onayına tabi kılınması aklın da dinin de kabul edeceği bir şey değildir.

Not: Bu yazı, Diyanet AylıkAvrupa Dergi Mayıs 2009 sayısında yayınlanmıştır

    Facebook Google Twitter Delicious StubmleUpon Digg Reddit

İL MÜFTÜMÜZ

PERSONELİMİZ

KutluDogum

Yeni Sayfa 1

DİNİ BİLGİLER

YAZARLAR

Kardeşlik ve kardeşlik Hukuku25 Nisan 2012
Aktif Ziyaretçi :  3 Bugün :  60 Toplam :  254642

Telif hakkı © 2004-2011 Kütahya Müftülüğü.Alipaşa Mahallesi Atatürk Bulvarı Müftülük Sitesi No:8 Kat:1,2,3,4 / 43030 KÜTAHYA Tel : (0 274) 223 63 12 -223 63 15 Fax : (0 274) 223 63 13
Altyapı : MyDesign


Sitemizin Sunucu Kiralama hizmeti Sunucuturkiye Dedicated Server, Sunucukiralama Kiralık Sunucu, Datatelekom Datacenter ve Colocation,
Kaliteweb web hosting tarafından sağlanmaktadır.