Web-Mail Diyanet-Mail Diyanet İşleri Başkanlığı
Anasayfa İletişim Bilgi Edinme Münhal Kadrolar Ziyaretçi Defteri Fotoğraflar Videolar Namaz Vakitleri
Misyonumuz; Toplumun dinî ihtiyaç ve beklentilerine cevap vermek amacıyla İslam Dini'nin temel kaynaklarına dayalı doğru ve güncel bilgi ile toplumu din konusunda aydınlatmak, inanç, ibadet ve ahlak esasları ile ilgili işleri yürütmek ve ibadet yerlerini yönetmektir. Vizyonumuz; Türkiye ve dünyada İslam Dini'ne ilişkin her hususta referans alınan, en etkin ve saygın kurum olmaktır.

ANA MENÜ

Yeni Sayfa 1

ISAM

SİTE İSTATİSTİKLERİ

Kategori Sayısı 58
Sayfa Sayısı 21
Haber Sayısı 605
Yorum Sayısı 21
Haber Okuma 17895
Video Sayısı 2
Fotoğraf Sayısı 385
Editör Sayısı 6
İyi Komşu Kimdir

İyi Komşu Kimdir

İyi Komşu Komşusuna İkram Edendir.

"Allah'a ibadet edin ve O'na hiçbir şeyi ortak koşmayın. Ana-babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara, yakın komşuya, uzak komşuya, yakın arkadaşa, yolcuya, yönetiminiz altında olanlara iyi davranın. Şüphesiz Allah kibirlenen ve övünenleri sevmez" (Nisa, 4/36)

"Allah'a ve ahiret gününe inanan kimse komşusuna iyilik etsin." (Buharî, "Edeb", 31; Müslim, "İman", 74,76 ,77)

Komşu Komşunun Kor’una Muhtaçtır

 Cenazesi olan ev üç gün yemek pişirmezdi eskiden. Komşular gelir ve cenazenin asıl sahipliğini yapar, yıkar, kefenler, yasin ve mevlit okur, yemek yapar, ölüyü defneder, çay demler, taziye ziyaretlerini kabul eder ve hane sahibinin acısını hafifletirdi.

Kadim şehirler değişti. Modern kentlere bıraktı yerini. Mahalle yok oldu. Sitelere terk etti yerini. Devasa bloklar, mahalleyi dümdüz edip yerine yeni bir yaşama biçimi getirdi. Sokak yok oldu. Sokaktan geçen süt, simit, patates-soğan, şalgam ve boza satıcıları modern sitelerin kale kapısı gibi portallerindeki ‘nizamiye’ görevlilerine takıldı, unufak oldu.
Sokaklarda akşamüstü tatlı bir telaş gözlenmiyor artık. Mahallenin sıcaklığı, komşuluk ilişkileri yitip gitti. Sanki o eski zaman ağır ağır çekildi ve yerine modern zamanlar denilen tuhaf, ele avuca gelmez, akıl almaz, kalbe gönle sığmaz bir yaratık geldi.

Modernleşmenin küresel bir ‘belâ’ olduğunda hemfikir olanlar, bu yeni yaşama tarzının ‘komşuluk’ denilen ve akrabalık, dindaşlık ve giderek insanlık ilişkilerini de berheva ettiğini, söylüyorlar. Söyleniyor ya, bunun ‘siteler’de de, ‘bilmem ne kentler’de de sürmesini, yeniden kurulması gerektiğini de belirtiyorlar, ama bunun o eski mahalle ve sokakların, cumbalı, ahşap, taş, kerpıc evlerin, hayatlı, avlulu, çeşmeli, çınarlı, dutlu, ceviz ağaçlı yapıların olmadığı, beton ve metal yığınları arasında insanların telâşla, sevgisiz, şefkatsiz, diğergamlıktan uzak, asık suratla, birbirlerini potansiyel düşman ve tehlike görürcesine dolaştıkları, koşuşturdukları bu yeni hayatta bunun nasıl oluşacağını bilemiyorlar. Bu belirsizlik ve kaos, yeni hayatın, modern zamanların ne denli belalı bir süreç olduğunu apaçık gösteriyor.

Komşuluk sihriyet ve din bağı gibi, beraberinde bir ‘hukuk’ getiriyordu.

Hani ‘komşusu aç iken tok yatan bizden değil’di, ‘komşu komşunun külüne muhtaç’tı, ‘ev alma komşu al’dı, ‘komşusunun kendisinden razı olmadığı kişi hakiki manada iman etmiş olmaz’dı, ‘İslâm ahlâkı komşuluk hukukunu gözetmeyen için geçerli değil’di… Bu değerler, yeni hayatla birlikte âdeta buharlaşıverdi.

Buharlaşan sadece bu olsa. Komşu kavramı da gündelik sözlüğümüzden sessizce çekiliverdi.

Bu sessizliğin hayra alâmet olmadığı kesin.

Komşu, anne, baba, teyze, eş, kardeş, çocuk, hala, dayı, amca, din kardeşi, mümin yoldaşı, yol arkadaşı gibi bir şey(di) aslında.

Adına dünya denilen ve bir gölgelikte birkaç saat konaklamaktan ibaret olan, bir oyun bir oyalanma biçiminde nitelenen bu iki günlük yaşamda, varoluşun ağır baskısının bir ölçüde paylaşıldığı komşuluk serinliği yok artık.

Komşuda pişer bize de düşer sözü de nisyana gömüldü.

Cenazesi olan ev üç gün yemek pişirmezdi eskiden. Komşular gelir ve cenazenin asıl sahipliğini yapar, yıkar, kefenler, yasin ve mevlit okur, yemek yapar, ölüyü defneder, çay demler, taziye ziyaretlerini kabul eder ve hane sahibinin acısını hafifletirdi.

Düğün, nişan, kına olduğunda, komşular toplanır, hediyeler getirilir, tiritler, pilâvlar pişirilir, kına yakılır, nişan takılır, gelin annesinin yollama ağıtları paylaşılır, düğün evinin telâşı birlikte kotarılır, iş usulca yoluna koyulurdu.

 Asker uğurlayan annenin gönlündeki sızıyı komşular paylaşır,asker karşılamanın coşkusuna ortak olurdu.Sünnet düğünlerinde lokum ve kızılcık şerbetini, bisküviyi, ‘ol-du da bitti maşallah' nakaratını komşular birlikte havalandırırdı. Dertler, acılar ve neşeler, komşularla birlikte hafifler ve büyürdü.

Şimdilerde, modern zamanlarda bu ilişkiler ağı yerini yeni birnetwork'a, bu hayatın mantığını kurgulayanların zihniyetine paralel olarak, bambaşka bir şeye terk etti. Bunu adlandırmak çok güç. Güç olduğu kadar, yeniden, sıcak, samimi, ihlâslı, hasbi bir komşuluk ağı kurmanın, komşuluk huzuru gerçekleştirmenin, hayırlı komşu sahibi olmanın, komşuluk borcunu eda etmenin, bu hukuku gözetmenin ve yaşatmanın, böylece hakiki bir insanlık durumuna bu geçici dünyada tanıklık etmenin de neredeyse imkânsızlaştığı bir süreçten geçiyoruz. Buna rağmen umutlarımızı yitirmenin bir anlamı yok.Varsın gayr-i insanî bir mimari ve projeyle kurgulanmış o tuhaf ‘site'lerde yaşayalım, birbirimizle asansörde karşılaşıp selâm verip vermemekte tereddüt edelim, ağır poşetleri güçlükle taşıyan komşumuzu görüp yolumuzu değiştirelim, arabasını park ederken arabamıza çarpacak, çizecek diye hasmane bakalım, her şeye, bütün bunlara rağmen, yine de umitvar olmalıyız. Aslolan gönül ise, gönülde yatan o tükenmez muhabbet ise, mekânın elverişsizliği ya da başka nedenler, bizi, yine de yanı başımızda geceyi aç geçiren komşumuzu tespit edip ona sıcak bir çorba pişirerek gönlünü almaktan alıkoymamalı. Cenaze olduğunda yine koşalım, düğüne katılıp sevinçleri paylaşalım, zekât, sadaka vb. infaklarımızla güç durumda olan komşularımıza yardım edelim.

İrfan semasının büyük yıldızlarından Ahmed Rıfaî hazretleri gibi, evimize konuk geldiğinde, ona ikram edecek hiçbir şeyimiz yok ise, komşularımızın kapısını çalıp, konuğu-muz için yiyecek isteyelim.Kimsesizlere, çaresizlere, dul ve yetimlere,açlara, biilaçlara, yaşlılara ve hastalara koşalım. Kendisi hasta iken bile hastaların hizmetini terk etmeyen Hz. Seyyid gibi, biz de diğergamlığımızı her şeye rağmen sürdürmeye çalışalım. Belâ umumidir ve gidişat tersine çevrilemezdir.

 Lâkin Hüseyin Nasr'ın dediği gibi, bu sürecin çekim kutbu tersine çevrilebilir.Bunu gerçekleştirmenin yegane yolu ise,‘komşusu aç iken tok yatan bizden değildir' nidasıdır.Bu çağrı yüreğimizin en gizli köşelerini titrettikçe umut var demektir. Komşusunun kendisinden emin ve razı olmadığı bir insanın asla gerçek anlamda iman etmiş olamayacağını düşünelim. Komşu komşunun koruna muhtaçtır.İçimizdeki komşuluk ateşini yeniden yakmak için de...

 

Sadık YALSIZUÇANLAR

(Diyanet Aylık Dergi, Kasım 2006)

 


Haberi ;03 Ağustos 2011, 15:24 TarihindeTurhan BAYATLI  eklemiş,haber 14 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

Müftülüğümüzden

Vefat ve Baş sağlığı

Vefat ve Baş sağlığı Vefat ve Baş sağlığı

Rahmet ve Bereket Kapısı Aralanıyor

Rahmet ve Bereket Kapısı Aralanıyor Rahmet ve bereket kapısı aralanıyor yok mu girmek isteyen

İL MÜFTÜMÜZ

PERSONELİMİZ

KutluDogum

Yeni Sayfa 1

DİNİ BİLGİLER

YAZARLAR

Kardeşlik ve kardeşlik Hukuku25 Nisan 2012
Aktif Ziyaretçi :  5 Bugün :  94 Toplam :  253951

Telif hakkı © 2004-2011 Kütahya Müftülüğü.Alipaşa Mahallesi Atatürk Bulvarı Müftülük Sitesi No:8 Kat:1,2,3,4 / 43030 KÜTAHYA Tel : (0 274) 223 63 12 -223 63 15 Fax : (0 274) 223 63 13
Altyapı : MyDesign


Sitemizin Sunucu Kiralama hizmeti Sunucuturkiye Dedicated Server, Sunucukiralama Kiralık Sunucu, Datatelekom Datacenter ve Colocation,
Kaliteweb web hosting tarafından sağlanmaktadır.